ÖZDEMİR İNCE
AYDIN Turunç adlı okurum, 26.12.2008 tarihinde yayınlanan "Nur Suresi, 31. Ayet (24:31)" adlı yazım için, Kültür Bakanlığı tarafından yayınlanan, (Dr. Ahmet Topaloğlu'nun yayına hazırladığı) Muhammed bin Hamza'nın Kuran çevirisine bakmamı tavsiye etti.
Muhammed bin Hamza'nın çevirisi 1424 yılında, yani 584 yıl önce tamamlanmış. Yorumsuz ve sözcük sözcük yapılan bir çeviri. Üstelik Türkçe'ye yapılan ilk Kuran çevirisi. Bu bakımdan çok önemli. Aydın Turunç'a bu beklenmedik yardımından dolayı teşekkür ederim!
CİNSEL ORGANINI VE ZİYNETİNİ SAKLA
26 Aralık tarihli ve bazı Kuran çevirmenlerinin yanlış yorumlar yaptığını ileri sürdüğüm yazım, İslamcı yazıcıların saldırısına uğradı. Söz konusu yazımda Mustafa Sağ'ın çevirisine dayanarak Kuran'da (24:31) "baş örtmek" fiilinin bulunmadığını ileri sürmüştüm.
Şimdi Muhammed bin Hamza'nın Türkçe'ye yaptığı ilk çeviri imdadıma yetişti (S.283-284):
"Eyit mu'minlere: Örtsünler gözlerinin bir nicesin, dakı saklasunlar ferçlerini; ol arurakdur anlara." (24:30)
Günümüz Türkçesi ile: "Söyle erkek inananlara: Gözlerini (harama bakmaktan) sakınsınlar ve cinsel organlarını saklasınlar; bu onlar için daha temiz davranıştır."
"Dakı eyit mu'mine avratlara: Örtsünler gözlerinin bir nicesin, dakı saklasınlar ferçlerini. Dakı göstermesinler bezeklerini. Dakı bıraksunlar derinceklerini göncükleri üzre." (24:31)
Günümüz Türkçesi ile: "Ve söyle inanan kadınlara: Gözlerini (harama bakmaktan) sakınsınlar ve saklasınlar cinsel organlarını. Ve göstermesinler ziynetlerini (süslerini). Ve yakaları üzerine bıraksınlar başörtülerini."
Görüldüğü gibi Muhammed bin Hamza'nın çevirisinde "baş örtmek" diye bir şey yok. Ama cinsel organın adını kıvırtmadan, harbi yazıyor. Çünkü Arapça Kuran'da da "Saklasınlar cinsel organlarını (furujlarını)" yazıyor. O da harbi! Göğüslerin, memelerin gösterilmemesi isteniyor; başörtüsü bunları örtecek şekilde salınsın deniliyor. Şimdiki kadınların "ferçlerini", göğüslerini saklamak için başörtüsüne gereksinimleri mi var? Hem yanlış çeviriyorlar, hem yanlış yorumluyorlar, hem de okuduklarını anlamıyorlar.
Muhammed bin Hamza'nın çevirisinde geçen Arapça "Ferç" sözcüğü 15. yüzyılda kadın ve erkek cinsel organı anlamına geliyormuş. (Muhammed bin Hamza, "Kur'an Tercümesi, İkinci Cilt (Sözlük)", Kültür Bakanlığı, 1978. S.216). Aynı sözcük günümüzde "kadın cinsel organı" anlamına geliyor. Arapça'da "farj" (tekil), "furuj" (çoğul)!
BİRİNCİ CİLT 1976. S. 13-16
Dr. Ahmet Topaloğlu, biraz kuşkuyla da olsa, Muhammed bin Hamza'nın, Molla Fenári lakabıyla tanınan büyük Türk bilgini, ilk şeyhülislám Şemseddin Muhammed bin Hamza olabileceğini yazıyor. (Muhammed bin Hamza, "Kur'an Tercümesi, Birinci Cilt, Kültür Bakanlığı, 1976. S.13-16). Dikkatinizi çekmek isterim: Molla Fenári eserlerini Arapça yazıyor. Muhammed bin Hamza'nın (Molla Fenári) Arapça'yı ve "furuj"un anlamını çok iyi bildiği ve çeviri eyleminde çok dürüst olduğu kesin! Ben onun çevirisine inanıyorum. Diyanet İşleri Başkanlığı ile Başkanı ve İslamcı hanedanlar acep ne derler bu işe? (Şenlik yarın örneklerle devam edecek.)
February 11, 2008
Muhammed bin Hamza'nın Kuran tercümesi
Posted by
Sazelyt
at
11:59 PM
0
comments
Kölelik üzerine
ÖZDEMİR İNCE
ÇAĞDAŞ demokrasi ve insan haklarının kaynağında bulunan özgürlük, eşitlik, kardeşlik şiarına yürekten bağlı bir yazar ve yazıcı olarak insanların inançlarını kesinlikle eleştirmem. Ancak insanların inançlarını kamu düzenine karıştırıp egemen unsur haline getirme girişimleri karşısında, buna karşı çıkmak ve inancı tartışmak konusunda hak kazanırım.
Kendimi şu anda laikliği ve cumhuriyeti savunmak zorunda hissediyorsam, bu, İslamcılar, dinsel-politik teori ve pratikleriyle toplum düzenini tehdit ettikleri içindir.
TÜRBAN KADINLARI
"Nur Suresi 31. Ayet" (26.12.2007) başlıklı yazıma İslamcı gazete ve yazıcılardan dişe dokunur bir tepki gelmedi. Bu yazımda, Kuran'ın örtünmeyle ilgili ayetlerinin bilerek yanlış çevrildiğini ileri süren bir Kuran çevirmeninden söz ediyordum.
İddia sahibi Kuran çevirmeni Mustafa Sağ'ı es geçip bana saldırdılar! Ayrıca özgürlüklerini savunduğum bazı kadınlar da saldırı mesajları gönderdiler. Demek ki bir erkeğin beşinci kadını olmaları, kuma gitmeleri, kocalarının yemek yediği masalara oturamamaları bu kadınları ilgilendirmiyor. Ama türban putuna tapmadan yaşayamıyorlar. Başlarındaki türban putu bir siyasal ideolojinin simgesi olmuşsa, o zaman iş değişir. Çünkü "Dünya nasıl olmalıdır?" sorusunun yanıtına ideoloji denir. Türban putu ideolojisi, Türkiye'yi Pakistan ve Malezya'ya dönüştürmeyi hedeflemektedir.
REKTÖR NE YAPACAK
"Nur Suresi 31. Ayet" yazıma bir muhatap bulamamıştım. Erdoğan Aydın'ın "Öteki Aydın" (Kırmızı Yayınları) kitabında yer alan "Tarihte Dinler ve Kölelik" makalesini okuduktan sonra yazmayı tasarladığım "Kölelik Üzerine"ye bir muhatap arıyordum. Bu kez şansım yaver gitti, buldum: YÖK'ün listesinde ikinci sırada olmasına karşın Cumhurbaşkanı tarafından Bilecik Üniversitesi Rektörlüğü'ne atanan ilahiyatçı Prof. Dr. Azmi Özcan! Çiçeği burnunda YÖK Başkanı, "Allah dininin reformu olmaz!" diyor. (Hürriyet, 27.12.07)
Kendisine ilk sorum şu: Cumhuriyet'in Anayasası ve yasaları Kuran hükümleriyle çelişiyor. Rektörlük görev ve sorumluluklarını yerine getirirken ne yapacak?
HANGİ YASA GEÇERLİ
Rektör'e ikinci sorum aşağıdaki Kuran ayetleriyle (Mealen çeviri: Mustafa Sağ) ilgili:
- "Ey inananlar! Öldürmede size eşitlik farz kılındı. Özgür kişiye karşı özgür, köleye karşı köle, kadına karşı kadın. Ama öldüren, öldürülenin yakınları tarafından bağışlanırsa, o zaman öldüren taraf uygun olanı yapması ve ölen tarafa diyeti güzelce ödemesi gerekir. (Bakara- 2/178)" / "Hiçbir şeye gücü yetmeyen, başkalarının malı haline getirilmiş bir köle ile, kendine verdiğimiz güzel rızklardan gizli ve açık yoksullara yardım için harcayan özgür kişi, bu ikisi hiç bir olur mu? (Nahl-16/75)" / "Siz, emriniz altında çalışan kimseleri, size verdiğimiz servetinize, kendinize eşit ortaklar olarak kabul eder misiniz? (Rum-30/28)"
Birinci ayete göre kısas ve intikam olarak öldürmek yasak değil. Üç ayete göre kölelik meşru ve eşitlik geçersiz. Şimdi: Kuran hükümleri mi yoksa Cumhuriyet yasaları mı geçerli? Kararsızlara haber vereyim: Bu kafayla Türkiye çok yakında Pakistan ve Malezya olur!
Posted by
Sazelyt
at
11:56 PM
0
comments
Nur Suresi, 31. ayet (24:31)
OZDEMIR INCE
KİŞİSEL olarak ne başörtüsü ile ne de türban ile herhangi bir sorunum var. Ama örtünmeyle ilgili yalan, safsata ve hurafe yayanlarla kavgam var. Türbancılar, bu örtünme tarzının Kuran'ın tartışılmaz buyruğu olduğunu ileri sürüyorlar. Ama Azháb Sûresi'nin 59. ayeti; Nûr Sûresi'nin 30, 31 ve 60. áyetleri dışında Kuran'da bir başka hüküm yoktur ve türban şaklabanlığı Kutsal Kitap'da yer almamaktadır.
İKİYÜZLÜLER
Bunu öğrendiğim için: Faiz ve kredi kartının İslam'a aykırı olmasına karşın türbancılar tarafından kullanıldığını; türbancıların, İslám'a ters düşmesine karşın, Cumhuriyet'in yapı ve kurumlarına, yasalarına ve özellikle Devrim Yasaları'na uymak zorunda kaldıkları halde nasıl olup da dinden çıkmadıklarını soruyorum. Bu işte bir ikiyüzlülük var!
İkiyüzlülük sadece türbancılarda değil! İkiyüzlülüğün en tepesinde Kuran çevirmen ve yorumcuları bulunuyor. Bunun en çarpıcı kanıtını, Mustafa Sağ, "Evrensel Çağrı, Kur'an Meáli" (Final Pazarlama Yayını) çevirisine yazdığı önsöz ve açıklamalarda veriyor. Mustafa Sağ'a göre geleneksel çevirmen ve yorumcular Nûr Sûresi'nin 31. ayetini geleneğe uyarak ve birbirlerini taklit ederek yanlış çeviriyorlar. Müthiş bir iddia! Mustafa Sağ'ın açıklamasını olduğu gibi aktarıyorum.
HIMAR = ÖRTMEK
"Kuran ayetinde 'başörtüsü' diye bir kelime geçmemektedir. Buna rağmen tüm Kuran tefsirlerinde ve çevirilerinde Kuran ayeti 'başörtüsü' olarak çevrilmiştir. Halbuki ayette geçen "HIMAR' kelimesi 'Baş örtmek' anlamında değil, sadece 'örtmek' anlamına gelmektedir. Eğer, herhangi bir şey örtülecek ise. O şeyin vurgulanması gerekir. Örneğin masa örtüsü derken, örtmek kelimesinin yanına masa kelimesinin gelmesi gibi, başörtüsü dendiği zaman da "örtmek" ("hımar") kelimesinin yanına "baş" ("re's") kelimesinin 'hımarü-re's' şeklinde gelmesi gerekir. Ayetteki 'hımar' ('örtü') kelimesinin yanında geçen ve vurgulayan kelime 'cuyub' kelimesidir ki, 'yaka' veya 'göğüs' anlamına gelir. Çünkü, aynı kelime 'cuyub' bir başka ayette (28:32) Hz. Musa'nın 'göğsüne/koynuna elini soktuğu' şeklinde geçer. Yani, 'cuyub' kelimesi, 'hımar' örtmek kelimesi ile kullanıldığı zaman 'bihumûrihinne ala cuyubihinne' başını örtmek değil, 'göğsünün üzerini örtmek' anlamına gelmektedir. Geleneksel tüm yorumcular, Kur'an ayetini bilimsel bakışla değil de, birbirlerini taklit edip, 'Başörtülerini yakalarının üzerine kadar örtsünler' diyerek 'Felyedribne' fiilini de 'örtsünler' diye tercüme etmişlerdir. Bu geleneksel yorumcular 'DaRaBe' kökünden gelen bu kelimeyi burada, 'Başörtülerini örtsünler' derken, bir başka yerde aynı 'DaRaBe' kelimesini 'Kadınları DÖVÜN' (Bak. 4:34) diye çevirmişlerdir. Özetle, Kuran'ın orijinal ayeti tüm açıklığı ile ortadayken, elverişli bir siyasal kullanım malzemesi olarak, sürekli gündemde tutulan başörtüsü, Kuran'ın değil, geleneklerin, kişisel görüşlerin dinleşmesinden kaynaklanmaktadır." (S. 373)
GERİSİ ALİMLERİN İŞİ
Mustafa Sağ'ın iddialarını Arapçadan denetleyecek durumda değilim. Ancak Nûr Sûresi'nin 31. áyetinin Fransızca ve İngilizce çevirileri onun iddialarını desteklemektedir.
Ben bu çok önemli iddiayı sütunuma aktararak kamusal-toplumsal görevimi yerine getiriyorum. Gerisi Diyanet İşleri Başkanlığı'nın ve İslam alimlerinin işi!..
Posted by
Sazelyt
at
11:50 PM
0
comments
February 8, 2008
Bill Clinton on Obama in New Orleans
"...there is going to be a change all right if we Democrats win. We're going change from what happened in the last seven years. But I don't think we'll make very good changes if we pretend that everything that happened in the '90s didn't amount to much.
"You need to think about what you think is most important in a president"
"Is it more important to have someone who represents change because they've not been involved in the past struggles to make good things happen or stop bad things from happening."
"Or is it more important to have a president who's a world-class change maker?"
Posted by
Sazelyt
at
4:18 PM
0
comments
Intereting bit on Obama versus Clinton
It is really interesting to see the reaction of Obama side to Clinton getting a majority of the Latino votes.
It doesn't bother them Obama getting African-American votes which is at least 50% based on race, considering the popularity of the Clintons among black voters. I don't see Obama going out and telling the African Americans get rid of your prejudices and vote only based on the candidates abilities. He cannot. He cannot lose a freely accessible pool like that.
That is why he didn't actually do a lot to prevent the race issue being brought into discussion. I am sure he was assuming, the reaction among whites will be two-sided: to oppose the black voters voting for Obama because of race, and to prevent the discussion of whites being racist by showing unwarranted support for Obama.
Now, the Obama camp is going out and saying Latinos did not favor Obama because he is black. Interesting isn't it? This way, they will try to get pity votes for Obama from the Latinos.
You know, the white people are criticized for being racist. I wonder which side is the most proper representation of this word right now, in United States...The ones who are using their skin color as an advantage by exploiting the past and current weaknesses in human psychology or the ones who do not want that to happen...Decide for yourself.
Posted by
Sazelyt
at
3:42 PM
1 comments
Nur Suresi 31. Ayet
"Söyle inanan kadınlara: Harama bakmaktan sakınsınlar ve cinsel organlarını saklasınlar? Örtülerini göğüsleri (memeleri) üzerine vursunlar?" (Muhammed bin Hamza)
What Quran says about "women covering themselves": "Tell to the female believers: Avoid looking at illegitimate and hide your sexual organs! Place your cover/scarf on your chest!"
Another translation: "Tell the believing women to lower their eyes, guard their private part?and cover their bosoms with their veils?" (Ahmed Ali, Princetoh University Press)
You know, that is the only logical translation for that part. It basically asks for covering the sexual organs, nothing more...And, the scarf part is not mentioned as a holy order, it is mentioned as a "suggested" way to cover their sexual organ, which is breasts, in other words.
Posted by
Sazelyt
at
1:30 AM
0
comments
February 7, 2008
Is this what you call Islam????
In Iraq, in a small town of Musul, a woman was stripped half naked, and was killed by throwing rocks at her head, while he children was standing near her.
Reason; she escaped from the violence at home, the amount of beatings she was suffering at the hands of her Muslim husband, and the place she had gone afterwards was Yezidis.
Of course, that is the democratic Islamic Iraq that America was marketing to the world. God Bless America!!! Yeah, I am sure...
Posted by
Sazelyt
at
12:58 AM
0
comments
February 6, 2008
Hz. Fethullah Gulen - Islam'in son Peygamberinden, son emirler...
Inananlarinin gozunde Peygamber'den ote bir varlik olan (Hz. Isa gibi), Hazreti Fethullah Gulen, buyurmus:
"Cumhuriyet turban takmakla gitmez."
Cok dogru soyluyor.
Kendisi Cumhuriyet'in nasil gidecegini cok iyi planlamis bir kisi olaraktan, Cumhuriyet'in polise, yargiya, burokrasiye, askere sizmakla gidecegini defalarce buyrudugundan, turbanla ugrasmanin Islam Cumhuriyet'ine dogru gidisat yonunde cok fazla bir etkide bulunmayacagindan emindir.
Buna Allah'in Peygamberi eminligi diyelim, Hz. Fethullah Gulen, son Peygamber...
Posted by
Sazelyt
at
6:05 PM
0
comments
Hitlerci Demokrat - Hasan Cemal
Medyanin sharlatan eshegi yazmis...Okuyalim, cevaplayim...
Darbe sevdalısını aday yap, mahkûm olana sessiz kal!
(İlki, totaliter bir zihniyete sahip. Prof. Şengör, darbesever bir zat! "Ordu gayet tabii ki darbe yapabilir, niye yapmasın?)
Bizim zeka yoksunu liberal yumurtasindan cikana bakalim. Elestirdigi konu, ordu darbe yapabilir dusuncesinin sakincasi. Acaba gercekten sakincali mi? Dusunun, bu yaziyi yazan Turkiye'de vaktinde darbeleri desteklemis bir sharlatan. Acaba neden destekledi, soyleyelim, cunku, darbe olmasaydi, ulkenin gelecegi karanlik otesiydi, ic catisma ve belki sayisiz olumler...Simdi bir dusunelim, ulkemizde ayni olaylarin yasanma sansi var. Su anda ulke Kurt-Turk, Seriatci-Laik catismasina dogru surukleniyor. Hem Kurt kesimi, hem de seriatci kesim, canli bombalariyla, coluk cocugu katletmeleriyle unlu kesimler. Seriatcilarin ornek aldiklari ulkeler Islam diktatorlugunun yasandigi, Peygambercilik oynayanlarin tapindigi ulkeler, basta Suudi Arabistan ve Iran olmak uzere. Simdi dusunun. Avrupa ulkesisiniz. Ve ulkeniz birdenbire boyle bir gune uyaniyor, iktidar, polisi kullanarak, kendi yandaslarini kullanarak, sistemi yuzlerce yil geriye goturmenin adimlarini atiyor. Boyle bir durumda ordunun darbe yapip kontrolu eline almasini mi istersiniz, yoksa, sizi keseceklerin sokakta tur attigi, basini ortmeyenin taslandigi bir rejimde mi bulunmak istersiniz. Liberal mahallenin sharlatanina gore, seriatcilar tarafindan kesilmek demokrasinin geregi, ordunun mudahele hakki olamaz. Sacmaliga bakar misiniz?
(Prof. Şengör, üniversitelerde başörtüsü-türban yasağının ateşli bir taraftarı. Bu yakınlarda Akşam gazetesine verdiği demeçte şöyle diyordu: "Yasal olarak kabul edilse bile türban kabul edilemez. Türban taktın mı şeriat istiyorum demektir.")
Turban konusuna gelelim...Bu sozlerde anormallik goruyor musunuz? Turban, seriatcilarin, ulkede Laik rejimi degistirip, seriat getirmek isteyenlerin olusturdugu grubun simgesi. O gruba uye kadinlar bunu takmak durumunda, eger takmak istemezlerse de, kutukten cikmis kalas kafali kocalarinin zoruyla takmak durumundalar. Sonuc ortada, bu kisiler Laik rejimin dusmani, en ufak bir imkan verilse, kendi dusuncelerinden olmayani kovma ya da kendine benzetme egiliminde. Evet, Allah askina soylenenlerin nesi yanlis...
(Aynı demeçte asker adına da konuşmuştu Prof. Şengör: "Laiklik ilkesini korumak askerin görevidir. Genç subaylar da rahatsız, yaşlı subaylar da..." Arkasından da sopa göstermişti: "27 Mayıs'ı üniversiteler yaptı!")
Evet, ordunun temel gorevleri arasinda ulkesinin mollara teslimini engellemek de var. Sadece sag-sol catismasini durdurmak degil, rejimin kokten degistirilmesini engellemek de var. Ayrica, ornek verdigi, universiteler, ve subaylar kisminda bir yanlis da yok. Universitelerdeki ver kurtulcu zihniyetin, Kurtsever boluculerin, seriatci zumrenin, iktidarin yalamalilarin, disindaki aydinlikci cogunlugun gorusu belli. Liberal mahallenin sharlatani unutmasin ki, kendiside 27 Mayis darbesinin tetikliyicilerinden birisi.
(Prof. Celal Şengör askeri çok sever. O kadar ki, bir komutanla telefonda bile konuşurken ayağa kalktığını, önünü iliklediğini söylemiştir. Hatta, askerlerin huzurunda ayağa kalkıp hazır ola geçtiği zaman komutanların "Rahat!" dediğini anlatan da kendisi olmuştu. )
Ilginc degil mi, bizim liberal mahallenin sharlataninin degindigi konu. Bir insanin asker karsisinda saygi hissetmesi ne kadar rahatsiz ediyor - ki telefonda konusurken ayaga kalkma meselesi sadece sayginin edebi olarak ifadesi, nothing less, nothing more, tabii birinin kafasi kutukten olunca ne kadar islersen isle, o kutuk kutuk olarak kalmaya devam edecek.
(Asker de Prof. Şengör'e sıcak bakar. Örneğin iki yıl önce Harp Akademileri'ndeki açılış dersini Prof. Celal Şengör vermişti.)Gercekten ne sicak bakma ornegi. Sayin laubali Sharlatan, soykirimci zorbayi Turkiye'ye davet edip, en ust duzeyde agirlayan kim. Bu Gul'un soykirima sicak baktiginin ifadesi mi? Eger ona inaniyorsan, niye yazinda yazmiyorsun, Gul'u Sengor kadar elestirme ihtiyaci hissetmiyorsun bre odlek dangalak? Neden korkuyorsun? Acaba hesabina disaridan yatan dolarlar kesilir diye mi korkuyorsun?
(Prof. Şengör'ün katı, totaliter bir zihniyete sahip bir akademisyen olduğunu belirtmiştim. Prof. Şengör'ün kendisini YÖK'e aday gösteren Üniversitelerarası Kurul'a gönderdiği teşekkür mektubu, bağımsız ve eleştirel düşünce ile pek ilgisi olmayan totaliter anlayışın tüm izlerini taşıyordu. Prof. Şengör, üniversitelerde yalnız başörtülüye değil, itikat sahibi, dindar bütün insanlara da kırmızı kart gösterilmesinden yana. Bir başka deyişle: Allah'a inandın mı yandın, ilim irfandan yoksun kalacaksın, bilimle zinhar uğraşmayacaksın!)
Sayin sharlatan, Arap ulkelerinin hangisi ilimde ileri? Soyle ogrenelim. Soyle ki okurlarin cehaletini ogrensin. Universiteye dini simgelerin girmesi, eger o simgeler insanlari zorlamayacaksa problem degildir. Ama, hicbir Islam ulkesinde bu olmaz. Bir kere musaade ettin mi, devami gelir. Sonra, orada okuyan basi acik kizlar, sen ve senin gibilerin destegiyle, orospu olarak taclandirilmaya calisilir. Ne kadar ozgurlukcu degil mi? Tabii sana yaptigi ise dini bulastiranlar adam akilli tip derslerini, dine aykiri diyerekten, ogrenmemeleri ve bu sekilde mezun olup insan caniyla oynamalari da dokunmaz degil mi, bre demokrat cilali kutuk?
Diğeri, liberal çizgide.
Milliyet'e bir demecindeki sözleri:
(Oysa, tarih böyle demiyor. Girin Google'a, tıklayın Isaac Newton adını. Yerçekimi ve hareketin yasalarını bularak bilim tarihine en büyük katkıyı yapan Newton, Allah'a inanan bir Hıristiyandı. "Evet, yerçekimi planetlerin hareketini açıklıyor ama onları harekete geçiren kim?" diye sorduktan sonra, "Allah!" diye yanıtlıyordu. Modern bilimin babası sayılan Galileo da koyu bir Katolikti.)
Gercekten dogru. Ama bizim LMS'nin bahsetmedigi diger konu, Hitler'in de Hristiyan oldugudur. Dini bir kere kullanmaya basladinmi, onun nereye gidecegini ne sen ne ben tahmin edebiliriz. Iki uc tane akilli adamin cikmis olmasi, yuzlerce akilsizin cikmasina engel teskil etmez. Tabii, sen bunu bilirsin. Ama, Hitler'e bile demokrasiyle gelip kestigi icin ses cikaramayacak hatta destek cikacak bir sahis icin ne diyebilirsinki...
(Prof. Celal Şengör, kendi gibi olmayan kimseye üniversitelerde hayat hakkı tanımaktan yana değil.
Böylesi kafalar tüm iddialarına rağmen özünde sorgulayıcı ve eleştirel olmaktan uzaktırlar. Böylesi kafalar, özellikle üniversitelerde olması gereken bağımsız düşünce ile bağdaşmaz. Demokrasi kültüründen yoksun böylesi kafalar, torna tezgâhından çıkmış gibi tek tip düşünen insan yetiştirmek gibi ham hayallerin peşinde koşarlar. Onun için de asker karşısında hazır ola geçip darbe çağrısı yaparlar.)
Ha ha hayt! Bizim gerzek nasil da lafi dolandirip yanlis sonuclara ulasiyor, goruyor musunuz? Sengor, dini kullanmaya izin verilmesin diye. Dini kullanmadan arastirma yapacaksan buyur gel diyor. Bu kadar da mi anlamaktan yoksunsun Hitlerci Demokrat Hasan Cemal. Bilimin sorgulayici olmasi icin din gibi onyargici goruslerden kendini arindirman lazim. Bu konu, dinin bilim uzerinde getirecegi zorluklar, Amerika'da bile tartisma konusu, sen ne diyorsun, sacma sapan laflarla insanlari kandirmaya calisiyorsun! Bakin, bu Hitlerci Demokrat lafi nasil da egiyor buguyor alakasi olmayan sonuclara ulasmaya calisiyor.
(Prof. Yayla'ya gelince...
Der ki bir konuşmasında:
"İfade özgürlüğünün olabildiğince geniş olması taraftarıyım. Dolayısıyla, hiç kimseyi fikirlerimi kabul etme mecburiyetinde görmem. Hiç kimse doğrunun tekeline sahip değildir. Herkes gibi benim söylediklerimde de doğru veya yanlış şeyler olabilir."
Bu görüşlerin sahibi Prof. Yayla, tek bir sözcükten dolayı 1 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı. İki yıl boyunca da yakın takipte tutulacak.)
Ilginc degil mi, bu kisinin hapis cezasi almasina Sengor'de karsi cikmisti. Darbeci oldugu, ozgurlukcu olmadigi diye elestirdigi sahis. Bre Hitlerci Demokrat Hasan Cemal! O Yayla, turbandan dolayi gelecek baskilardan rahatsiz olmayacak bir sahistir. Ne demokrat degil mi. Al sana bir Hitlerci Demokrat daha. Gerci kimse Hasan Cemal'den buyuk Hitlerci Demokrat olamaz.
Posted by
Sazelyt
at
4:52 PM
0
comments
Turk Medyasi Portresi - Part I
Degersiz demokrat bozuntusu satılmışlar, hainler, dönekler:
1. Hasan Cemal [Hitler yasasaydi, en buyuk destekcisi olurdu. If Hitler were alive today, this guy would be his biggest supporter. Cause, he is willingful to let any human shit use democracy for any desire the thing carries, even though what the creature is capable of is perfectly visible to logical sense...]
2. Nazlı Ilıcak [Acikcasi ne soyleyecegimi bilemiyorum. Kafasindaki beynin sentetik bir yapiyla degistirildigine inaniyorum. Yaptiklari, mantikla aciklanabilecek degil...]
3. Fehmi Koru - Taha Kıvanç [Son zamanlarda kalinlasan cuzdani dikkatinizi cekti mi? Tabii canim, ne de olsa Musluman ve dindar!!! Aynen Arap seyhleri gibi!]
4. Mehmet Ali Birand [Belcika vatandasi, Turkiye'nin AB'den kopmasi icin her seyi yapmaya hazir]
5. Mehmet Barlas [Seriat demokrasisi asigi]
6. Şahin Alpay [Ne oldugu belli degil]
7. Emre Aköz [Dunun solcusu bugunun dincisi]
8. Erdal Şafak
9. Ergun Babahan [Gazetedeki pozisyonunu korumak icin ruhunu bile satmaya hazir]
10. Salih Memecan [AKP'den aldigi ihaleler sayesinde cuzdanini kalinlastiranlardan. Utanmadan haddi olmayacak sekilde onun bunun kiz cocuguna seriati yakistiracak kadar kendini kaybetmis durumda. Ailesine Allah rahmet eylesin.]
Posted by
Sazelyt
at
3:04 PM
0
comments